Kurtarma paketlerin yerine ayrı bankacılık sistemi!

Stefan Tolksdorf,
Büso fırkası’nın 18 Eylül Berlin Temsilciler Kurulu seçimi için Üstadayı

6. Ağustos 2011

Bütün dünyada geçerli olan finansal ve ekonomik sistem gözlerimizin önünde çöküyor. Bir haftadan biraz daha uzun vakit içinde borsalar‘da beş trilyon dolar imha edilmiştir. Bu gelişmiş sanayi ülkesi sayılan Japonya‘nın yıllık toplam üretimin eşdeğerindedir. Bu arada, milyonlarca insan Afrika‘da açlıktan ölüyor. Artık Avrupa devletleri idare eden liderler, tüm acil telefon görüşmeleri, kriz toplantıları, iptal edilmiş tatiller ve özel zirve toplantıları ile, duruma hakim olduklarını belli ede- miyorlar. Uzun zamandır BüSo tarafı‘ndan uyarılmış olan bu çöküş, şu anda gözlerimiz‘in önünde şekil almakta ve mümkündür ki, Berlin Temsilciler seçimleri zamanı‘nda tüm dünya bir kaos‘a ve hiper enflasyon‘a batar.

Ama olabilir ki, o zamanda dek ABD‘de Glass-Steagall- Yasası yine geçerliliğini kazanır. Küresel boyut‘da ayrı bankacılık sistemin‘in geçerli olması için en önem- li adım alınmış olur, kısası: büyük miktarda finan- sal sistemden çürük borç senetleri‘ni temizlemek için imkân oluşturulur. Başarısız moneter sistemi çok kısa bir süre içinde bir kredi sistemine dönüştürülebilir. Ve ancak böyle bir uluslararası bağlamda, Berlin‘in yine bir geleceği olabilir. Şehirdeki seçmenlere başka şey anlat- mak yalan, pervasız ve tehlikeli olur. Tabii çok sayıda yerel sorunların da çözülmesi gerekiyor, ama şehirin inanılmaz borç miktarı bunların sağlanmasına imkan vermiyor. Bir ulaşım altyapısının geliştirilmesi üzerinde harika bir tartışma olabilir - ancak karşılık gelen krediler olmadan bu başarılamaz.

Ama hiç böyle önemli soruları Berlin temsilciler seçimleri‘nde konuşmak gerekir mi? Bence gerekir. Ber- lin Federal Cumhuriyeti‘nde benzersiz bir rol üstlenmiş durumu‘nda: Şehir hükümet‘e ev sahipliği yapmaktadır. Ve iyi bir ev sahibi olarak konuklarına sadece hoş bir atmos- fer yaratmak ile yetinilmez, aksine onlara bazen yeniden terbiye öğretilir - ve gerekirse konuklara yol kapısı göste- rilir. Şimdiki federal hükümete bakıldığında, konukların çokbilmişleri oldukça andırıyor, yani hiç birşeyi beceremey- en ama her zaman her şeyi biliyormuş ve her konuda uzun konuşmalar yapabiliyormuş gibilerini.

Tekrar Berlin‘e bir göz atalım: 1989‘da bu şehir tüm dünyanın mutlu bir geleceği için bir umut simgesi oldu. Almanya‘daki barışçıl devrim hem Avrupa‘ya hem de

Almanya‘ya en önemli vazife olan dünyayı geliştirmeğe fırsat sunmuştu. Eski Doğu Almanya topraklarında sanayinin çağdaşlaşmasını başlatarak doğu Avrupa devletleri ve Rusya ile, tüm Avrasya kıtasındaki gereken altyapı inşaatları ele alınabilirdi. Hindistan ve Çin bu girişimde güvenli ortaklar olabilirlerdi. Ancak 1989‘da oluşan barışçıl devrim rüyası, yavaş yavaş bir kâbusa dönüştü.

Thatcher, Mitterands ve Bush‘un dayatmaları yüzün- den, Almanya egemenliğinden vaz geçmek zorunda kaldı. Maastricht antlaşması‘nın içine sıkıştırılış, Almanya önce D-Mark‘ı vermek zorunda kaldı, sonra da adım adım ken- di ekonomik politikalasını devretti. Yeni federal eyalet- lerin kasten sanayisizleştirmesi Berlin’de de zor koşullar oluşturdu ve bu nedenden 2002’de eski Berlin Maliye Senatörü Thilo Sarrazin açıkladi ki, sadece yeni borçların büyüme hızını azaltmak için, Berlin on yıl sabit kurtarmak zorunda kalacaktır.

Spekülatif amaçlı yapılan ofis alanlarının değerleri balon gibi sönmesinden sonra - nasıl başka türlü olabilir- di ki? - bu kez moda ve moda gösterileri, ünlü aşcılar ve televizyon yayınları Berlin’in geleceğini belireceklermiş.

“Alışveriş şehiri” Essen ya da “medya kenti” Leipzig’de olduğu gibi, Berlin’de “hava” sından yaşayacakmış. Buna Klaus Wowereit “Fakir ama seksi” demişti. Hatta küresel ekonomik ve mali krizin ortaya çıkmamış olsa bile, durum bugün burada yine iyi olmazdı. Ancak milyar- lar değerinde kurtarma kredileri verildikten beri tasar- ruf politikası gerçekten ne anlama geldiğini giderek açığa çıkmaktadır: yaşam standardını öyle acımasız bir şekilde düşürmek ki, Yunanistan’da ancak polis şiddeti ve biber gazı kullanılarak güvenlik sağlanabiliyor, çünkü tasarruflar her katlanılabilir seviyeyi geçmekte ve artık nüfusun tarafından kabul edilmemekte.

ABD’de Başkan Obama’nın doğrudan emriyle geçirilen mevzuat, politika’da kesinlikle tehlikeli yön için bir örnek: Amerikan Kongresi kendi yasama yetkisini on iki kişilik bir panel’e devretti, acımasız trilyon (!) seviyesinde tasarruflar da borç tavanı yükseltilmesi ile ilgili, ve bu tasarruflar her- hangi durumda uygulanacak - seçilmiş temsilcilerin rızası ya var ya yok, herhangi bir değişiklik yapamadan, sadece “On iki” ‘lerin kararlarına evet ya da hayır söyleyebilirler.

Ayrıca Berlin’de, halk’da işsizlik, yoksulluk ve sefalet giderek artmıştır. Şehrin bazı bölgelerinde toplumsal durum artık o kadar kötü ki, karanlık çağın nasıl göründüğünü hayal etmek zor gelmiyor. Berlin, herkez için görünür hal- de, küçük ölçekte bütün Batı dünyasının manzarasını sergi- lemekte.

Geçmişe ve Berlin ufuğun ötesine bakış önemlidir, çün- kü Berlin’in sorunları ne özgün ne bölgesel benzersiz, ne de çevrede “küçük çapta“ çözülebilir.

Bu yılın şubat ayında Phil Angelides önderliğinde ABD araştırma komisyonu (FCIC) tarafından finansal krizin nedenlerine ilişkin bir rapor yayınlanandı. Nisan ayında, Senatör Tom Coburn ve Senatör Carl Levin soruşturma komitesinin raporu ile katıldılar. Mali krizin daha evel- den belli ve önlenebilir olduğunu ikisi tarafından gösteril- di ve, bu krizin seneler içinde nasıl oluştuğunu detaylı bir şekilde çizildi: Finansal denetimin yetmezliği, aşırı borç, tehlikeli yatırımlar, şeffaflık eksikliği, kredi derecelendir- me kuruluşlarının bozucu rolü , borsa dışı türev işlemleri, açgözlülük, sorumluluğun ve ahlâkın sistemik çöküşü - belgelenmiş suçlar ve hatalar dizisi uzundur.

Phil Angelides FCIC raporunda ve kitap-tanıtmaları ve radyo-televizyonsöylevlerisırasındayapılanaçıklamalarında, ve Avrupa Parlamentosundaki konuşmasında bildir- di ki, onyillar içinde düzenleyici standartların azar azar parçalananması 1999 yılında Glass-Steagall ayrı bankacılık sisteminin tamamen kaldırılmasına yol açarak, dünya eko- nomik ve finansal sistemini felakete sürükledi. Berlin Vekil- ler Kurulunda ve Alman Meclisinde temsil edilen tüm fırkaların özelliği sadece krizin oluşmasını fark etmemeleri ile kalmıyor, dahası bu fırkaların hiçbiri bu krizin neden- lerini soruşturmaya gerek görmüyor.

Mecliste bu profesyonel politikacı tipinten bir Baden- Württemberg temsilcisi benimle yaptığı konuşuma‘da bankacılık uygulamaları soruşturmasını “Hiçbir şüphe ede- cek ipucu yok !” sözleri ile rededecek kadar ileri gidebildi.

BüSo krizin geleceğine uyardı. Bu kadar. Ve çok uzun vakit’den beri ve doğru nedenlerle. Her saat daha derinleşen krize hâkim olmak için, Glass-Steagall standardına uyum gösteren ayrı bir bankacılık sistemi yine iade edilmeli. Katrilyonlar çapında olan ve dünya finans dizgesini kirleten zehirli finansal borç senetleri ve ahlâki gerçek üretken fizik- sel ekonomi ile ilgili olan finans-kağıtları arasında güvenlik duvarı çekilmek gerek.

Yalnız biz buna talep etmiyoruz. ABD’de Glass-Steagall yasasına geniş çapta talep büyüdü, ve Amerikan Temsilciler Kurulu’ndaki Glass-Steagall (HR 1489) yasasının yenilen- mesini isteyen destekçilerin listesi seçmen tabanından gelen büyük baskı yüzünden büyüyor. Ama İspanya ve Fransa’da öfkeli gençlerin Indignados hareketi de Glass-Steagall yasası için talepte bulunmuş.

Ayrı bankacılık sistemi bir formalite değil, bir ilkenin ifadesidir. Serveti insanoğlunun yaratıcılığını geliştirmeye dayalı olmayan herhangi ekonomik sistemin başarısızlığı kaçınılmazdır. Asıl değer mal‘da ve mülk’te değil, aksi- ne sonsuz evren‘in ilkelerini keşfedebilme ve uygulama yeteneğindedir ve uzun vade’de insanoğlu‘nun bir tür ola- rak hayatta kalmasını sağlamaktadır. Bu yeteneğe sahip olmayan hayvanların uzun vade‘de yok olmaya mahkum olduğunu gezegenimizin tarihinden biliyoruz.

İnsanoğlu‘nun kendini gelistirme yeteneği sınırlı değildir. Berlin’deki bazı sevgili misafirlerimiz için sınırlayıcı olan sadece kendi kafaların içindeki boşluktur. Bir çöküş krizinde tasarruf politikası diktatörlüğe ve göz yaşartıcı gaza yol açar.

1971 yılında, Lyndon LaRouche ve Prof Abba Lerner arasında ünlü bir tartışma yaşandı. John Maynard Keynes’in felsefesini ve ekonomik teorisini en tanınmış temsil eden- lerinden birisi Lerner idi, onun aksine Friedrich List’in, Franklin D. Roosevelt’in ve Hamilton’un Amerikan siste- mini temsil eden de LaRouche oldu. Tartışma sırasında LaRouche Lerner’i köşe’ye sıkıstırınca, Lerner “Millet Hjal- mar Schacht’ın politikası’nı kabul etse idi, Hitler’e gerek kalmazdı.” sözlerinle bütün toplanmış dinleyicileri sarstı. Schacht’ın politikası acımasızlık’tan ibaretti: Ağrı sınırını çok aşan tasarruf politikası. Sonuçlarını tanıyoruz ve 1945’ten sonra diyiyoruz ki “Asla bir daha olmaz!”

Diğer partiler kendi pankartların üzerlerine pahalı PR-ajansları tarafından anlamsız sözler yazdırıyorlar veya Berlin’deki seçim kampanyasını sadece federal politikaya bir basamak olarak görüyorlar (Bayan Künast zaten BILD gazetesi’nde şu korkutucu sözleri söyledi, “Başbakan’da yapabilirim”). BüSo ekonomiyi inşa etmek ve dünya’nın gelişimi için bir programı vardır. Ayrı bankacılık siste- mi olmadan, dünya finans sisteminden trilyonlarca gay- ri meşru borç senetleri’ni silmeden, yeniden yapılanmaya gereken yatırımlar için kredi yaratmak mümkün olmayacaktır.

Kesinlikle gerçek borçların önemli bir kısmı kalacaktır ve bunlarlan uğraşmak gerekecek, ancak her şeyden önce, büyümeye ve gelişmeye yönlenmek şart olmalıdır. 1945’ten sonra “Asla bir daha olmaz!” söyleniyordu - bugün, bu söz- lerin anlamı “ayrı bankacılık sistemi” ve “Glass-Steagall”!